15 Mayıs 2012 Salı
Daşı Doprağı Altın İstanbul
Daşı Doprağı Altın İstanbul
Bana güven hanım.
Hele Rüstem Çavuş’u bulalım gerisi kolay. İnşaatta işe koyacak beni.
Ali’m habersiz geldik elimizde bavullarla. Koca İstanbul nasıl buluruz, ne yaparız?Bu vapurlar gidiyormuş onun oraya.
Bir gün bana demişti ki, binecen Karaköy’den vapura, geliverecen Üsküdar’a. İndiğinde kime sorsan beni yani koskoca Rüstem Çavuşu,
Hemencecik gösteriverirler sana…
Baba biz artık İstanbullu mu olduk?
Sultanbeyli Üsküdar’ın kazası mıymış baba?
Ne bilem be oğul?
Amma velakin daşı doprağı altınmış buranın…
Gül gibi geçinip gideriz.
Çizim: Eser Yılmaz
Replik/Canlandırma: Sabih Samur
facebook yorumları:
Sibel Kurdoğlu: Gül gibi...
.
Bergüzar Şenay: yorum yok...
.
Sema Ozkose: İLAHİ SABİH ARKADAŞIM BİLMEM NE DEMELİ?DÜŞÜNMELİYİM !....
.
Doğan Dinçer: Taşı toprağı altın diyerek gelinen büyük şehirlerde (Bilhassa İstanbul'a) Hüsrana uğrayan ailelere belki nasihat gibi olur.da Meslek sahibi olmadan gelmenin akıl karı olmadığını anlarlar.
.
Sabire Kahyaoğlu Kaya: Kimbilir ne umutlar tükendi bu kentte:(
.
Metin Çelik: Bu söylemlerle binlerce hatta onbinlerce insan neler neler yaşamadı ki, ancak ders alan mı var hala aynı şeyler devam ediyor. Malesef ki Sultanbeyli Üsküdarın ilçesi olamadı kendine has!! ilçe oldu
.
Hülya Cankaya: Altinkum sahillerinde ufka dalarken yorgun bakışlarım , ben de Orhan Veli gibi yapıyorum artık .
Gözlerim kapalı İstanbul’u dinliyorum . Ve ben böyle dolana dolana Ellerim ceplerimde Dudağımda ıslığım Başımda eski alemlerin sarhoşluğu Orhan ...Veli tadında basıp voleyi Yürüyeceğim hayatın sonuna kadar...
.
Ilkay Surka Seku: İstanbul umut şehri İstanbul,daşı toprağı altın İstanbul,sultanların şehri istanbul fakirin umudu istanbul...Ama ne olursa olsun insanın mutlak istanbulda bir yılda olsa yaşaması gerek diyorum.Şairlere,şarkılara ilham olan İstanbul yaşanası İstanbul...
.
Mediha Bilişik: çok teşekkürler sabih bey emeğinize sağlık,
İstanbul’un evsâfını mümkün mü beyân hiç”
Bizim yapabileceğimiz ancak seni sevmek. Hırpalamadan, örselemeden, bir kabadayı gibi hoyratça, kabaca değil; bir ana, bir evlât, bir dost, bir sevgili gi...bi koruyarak, kollayarak, gözümüzden sakınarak sevmek. Medeniyetlerin kesişme, kıtaların buluşma noktasındaki bir kentte yaşadığımıza şükrederek, “İstanbullu” olma bilinciyle, ona lâyık olma çabasıyla sevmek. Aşkın bencillikten hoşlanmadığını, fedakârlık istediğini bilerek sevmek. Ne demiş şair:
“İstanbul’u sevmezse gönül aşkı ne anlar.”
.
Leyla Şipaloğlu: Taşı toprağı altın diye çoğu yurdunu ailesini bırakıp gelmiştir kimi hüsrana ugramıştır kimilerinede umut kapısı olmuştur örneklerini çok gördük insan oğlu neler yaşamadıki bu güzel istanbulda acısıyla tatlısıyla istanbul ne olursa olsun yinede istanbulda yaşamak gerek seviyorum istanbulu teşekkürler sabih bey emeginize sağlık...
.
Arzuhal Zgk:
♥_______________(((◠_◠)))______________♥
»-(¯`v´¯)-»TEŞEKKÜRLER,SEVGİLER »-(¯`v´¯)-»
.
Sevgican Kebiz: nostaljik...bana eski türk filmlerini hatırlattı ..şimdi hala ayı düşünüldüğünü sanmıyorum artık..
.
Bahar Yildirim: GELEN BİN,GELEMEYEN BİR PİŞMAN...AMAAAA HER NE OLURSA OLSUN DÜNYANIN EN GÜZEL ŞEHRİ....TŞK EDERİM SABİH BEY....
.
Emin Onaran: Kıssadan hisse çıkarımları her zaman gerekli. Küçük yerlerin geliştirilmiyerek, büyük şehirlere akını kimler başlattı...? Amiyane olacak ama varoşları kimler yarattı? Dışarıda yirmi otuz yıllık disiplinel kalkınma planları yapılıyor. Biz de ise oy potansiyelini arttıracak yeni mecralar yaratılıyor. Ben şöyle diyorum; Vip ve a-kalite seçilmiş kişilerin kalkındırılması, arş-ı alaya vardırılması planları! Herkes değişik açıdan bakar olaylara. Ben sosyo-ekonomik ve siyaset bilimi açısından böyle değerlendiriyorum. İstanbul'u sadece gezme ve görme açısından beğeniyorum... Bu beğeni konusunu şöyle değerlendiriyorum; Hani herkes fincanda kahve modasıyla her metre karede kahvehane açar, bir bakarsınız kahvehaneden adım atacak yer kalmamış. İşte öyle bir durum. Hemen beğeniliyor, hayran olunuyor diye beğenenlerden olamadım hiç... Tabi bunda Gavur İzmir Aşkımın payı da var... Bu özeleştiriyi de gerçekçi olarak yapmak zorundayım... Olayı kısaca, tüketim toplumu yaratmanın, değerleri ve değer yargılarını yok ederken, bazı açıkgözleri varsıllaştırması olarak yorumluyorum. Tam bir yankee planıdır bu... Yoksa aç, yoksul olunan yer Cennet dahi olsa, insan oradan keyif alamaz.. Benim kıssadan hissem aynen böyle. Emeğine beğeni ve takdirimle Canım Arkadaşım Sabih Samur. Sevgi ve saygımla. baki selam, daim aydınlıklar...
.
Leyla Yeğin: Bir vapur kalkar sabahın 5.inde Eminönü iskelesinden güneş doğmaya hazırlanırken.içine çekersin bu şehirlerin şahı İstanbul’un nefesini. Martılara simit atarsın, bir bardak taze çay içersin buğusunu içine çekerek… İstanbul uyanmadan biraz ö...nce çıkarsın Sultanahmet’e. İşte İstanbul’un yüzlerce kalbinden bir tanesi heybetlice duruyor, yıkılmam dercesine, işte orada… Biraz ilerisinde masum güzelliğiyle tarih kokan buram buram Ayasofya, ne güzel de yakışıyorsun İstanbul’uma. Topkapı Sarayı, “Ben de buradayım…” diyor. “Ne padişahlar ağırladım, ne sırlar biliyorum…” diyor hafızalardan silinemeyecek
eda’sıyla.
.
Eser Yılmaz: Bu mevsimde vitirinleri az sulu raki gibidir bu sehirin..
Her adimin yalnizliga uzanir..
Yinede hizli atilir adimlar..
Kosulur bu sokaklarda..
Herkes kendi türküsünü söyler yüzünü burusturarak..
...Herkes kendi hikayesini en acikli sanir..
Kendisi koca bir yalanken gercegi arar bu sehir..
Sokaklari gibi evleride aci doludur..
Gözyaslari tasar pencerelerinden..
Geceleri gerceklerini saklarda hergün baska bir maske takar insanlari..
Hayatlari vardir anlattiklari birde tek basina kalinca yasadiklari..
Asklari bir damla gözyasinda bogulur bu sehirin..
Onun icin geceleri yeni hayatlar yazilir kimsenin bilmedigi zamanlara..
Onun icin kimse üzülmez gidenlere ve acir geride kalanlara..
Herkes kendi türküsünü söyler bu sehirde sadece kendi acisina aglar..
Herkesin tiyatrosudur bu sehir herkesin en yalandan sahnesi..
Ve onun icin bulunmayi bekler bu sehirin denizlerinde incilerin en sahtesi..
Yinede yalan oldugunu bile bile hergün ayni oyunu oynar bu sehirin insanlari..
Herkes kendi hikayesini en acikli sansada her geceyi pembeye boyar gündüzün yalanlari..
Bu mevsimde vitirinleri az sulu raki gibidir bu sehirin..
Her yudumun yalnizliga uzanir..
Yinede hizli adimlar atilir Kosulur yalnizliga..
Herkes kendi türküsünü söyler yüzünde bir maskeyle..
Hergün insanligindan bin defa utanir!!
.kimine hayat ,
kimine hayal ,
kimine hayal kırıklığı ,
kimisinin umudu ,
kimisinin umutlarının hırsızı koca bır derya ..
...
umudun başkenti ...
Sabih bey canlandırdığınız replik o kadar can vermiş ki görsele , benim çizerken aklımdan geçen diyalogdan farksız .. teşekkür ediyorum size
.
Sabih Samur: Bu çizim, bu emek, sessiz bırakılamayacak kadar canlı ve sıcaktı.
Öncelikle Eser Yılmaz'a ve tüm dostlara teşekkür ediyorum.
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder